grup medine esintisi

dini bilgilerin buluştuğu tek adres..
 
AnasayfaportalGaleriSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 PEYGAMBERİMİZDEN 101 HATIRA-17 ...

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 212
Yaş : 46
Nerden : zonguldak-ereğli
Kayıt tarihi : 26/08/08

MesajKonu: PEYGAMBERİMİZDEN 101 HATIRA-17 ...   Cuma Eyl. 12, 2008 12:25 pm

1-
Abdullah İbni Şeddad radıyallahu anh anlatıyor:

Beni Uzre kabilesinden üç kişi Resul-i Ekrem sallallahu alyehi ve sellem'in huzuruna gelip Müslüman oldu. Peygamber Efendimiz, ''Benim adıma, bunların geçimini kim üzerine almak ister?'' diye sordu.
Talha bin Ubeydullah, ''Ben alırım'' dedi. Onlar da Talha'nın yanında kalmaya başladılar. Bunlardan biri, Hz. Peygamberin gönderdiği askeri birliğe katıldı ve şehid oldu. İkinci Sahabi, Hz. Peygamberin gönderdiği bir başka askeri birliğe katıldı, o da şehid oldu. Üçüncü Sahabi ise savaşta değil, daha sonraları rahat döşeğinde öldü.
Talha bin Ubeydullah sözüne şöyle devam etti: ''Rüyamda, bu üç kişinin cennete gittiğini gördüm. Arkadaşlarından sonra rahat döşeğinde ölen adam en öndeydi. Onun arkasında şehid olan ikinci adam duruyordu. İlk şehid olan ise en arkadaydı. Gördüğüm bu hal zihnimi meşgul etti; ben de Resul-i Ekrem'e giderek rüyamı anlattım.

Allah'ın Elçisi bana şunları söyledi: ''Bunun nesini anlamadın, Talha? Allah katında en faziletli kimse, Müslüman olarak uzun bir hayat süren, ve sübhanallah, Allahüekber, lailahe illallah diye Allah'ı çok zikredendir.''
.....
kardeşlerım efendımızden 101 hatırayı sırasıyla zaman zaman sızlerle paylasacagım faydalı olacak kanaatındeyım...vıra bısmıllah...şefaat ya rasulallah..
2-
'' İKİ DEFA MI ÖLDÜRMEK İSTİYORSUN? ''

Abdullah ibni Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor:

Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, koyunu yere yatırıp ayağıyla yüzüne basan, hayvancağız kendine bakarken bıçağını bileyip duran bir adamın yanından geçti.

Ve ona şöyle çıkıştı:

'' Bıçağını daha önce bilesen olmaz mıydı? Hayvanı iki defa mı öldürmek istiyorsun? ''
3 /
İMTİHANI AĞIR OLANLAR

Sa'd ibni Ebu Vakkas radıyallahu anh anlatıyor:

Birgün Resul-i Ekrem sallahu aleyhi ve sellem'e, '' Ey Allah'ın elçisi! En büyük sıkıntılar kimlerin başına gelir? '' diye sordum.

Şöyle buyurdu:

'' Belaların en ağırı peygamberlere gelir; sonra onlara en yakın olanlardan başlayarak derece derece aşağı doğru iner. İnsan, dindarlığı derecesinde sıkıntıya uğrar. Çok dindarsa, sıkıntısı da çok olur. Dindarlığı gevşekse, sıkıntısı hafif olur. Bir kul günahlarıdan arınmış olarak yürüyüp gidene kadar sıkıntılar onun peşini bırakmaz. ''
4 /
''KALBİNİ Mİ YARIP DA BAKTIN?''

Üsame ibni Zeyd radıyallahu anhüma anlatıyor:

Resul-i Ekrem sallalhu aleyhi ve sellem bizi Cüheyne kabilesinin Huraka kolu üzerine göndermişti. Sabahleyin erkenden onlara saldırdık ve yendik. Yanımdaki Medineli Müslümanla, bir Cüheynelinin peşine düştük. Biz üzerine yürüyünce adam ''La ilahe ilallah'' dedi. Bunun üzerine arkadaşım ona dokunmadı, ben ise mızrağımı saplayıp adamı öldürdüm. Medineye döndüğümüzde bu olay Hz. Peygamber'in kulağına gitti.

Allah'ın elçisi bana, ''Adam 'la ilahe ilallah' dediği halde onu öldürdü, öyle mi?'' diye sordu.

Ben, ''Ey Allah'ın Elçİsi!'' dedim. ''O adam canını kurtarmak için öyle söyledi.''

Resul-i Ekrem, ''Kalbini yarıp baktın da, canını kurtarmak için söylediğini anladın? La ilahe ilallah sözü kıyamet günü karşına geldiğinde ne yapacaksın, söyle?''

''Ey Allah'ın Elçisi'' dedim. ''Cenab-ı Hak'tan beni bağışlamasını dile.''

Ama o durmadan, ''La ilahe illallah sözü kıyamet günü karşına geldiğinde ne yapacaksın, söyle?'' diyor, başka bir şey demiyordu.

Bu sözü o kadar çok tekrarladı ki, ''Keşke ilk defa o gün Müslüman olsaydım'' dedim.
5 /
BİR YAĞMUR DUASI

Enes ibni Malik radıyallahu anh anlatıyor:

Resul-i Ekrem sallahu aleyhi ve sellem zamanında bir kıtlık olmuştu. Allah'ın elçisi bir Cuma günü hutbe okurken, minberin karşısındaki kapıdan bir bedevi girdi, ve Hz. Peygamber'in karşısında durup şunları söyledi:

''Ey Allah'ın Elçisi! At sürüleri helak oldu, çoluk çocuk aç kaldı. Ne olur Allah'a dua et de bize yağmur yağdırsın!''

Resul-i Ekrem ellerini kaldırp ''Allahım bize yağmur ver!'' diye dua etmeye başladı. Halk da onunla birlikte ellerini kaldırıp dua etti. O sırada gökyüzü ayna gibi parlaktı, bir tane bile bulut yoktu. Derken Resul-i Ekrem'in arka tarafından, kalkan şeklinde bir bulut parçası belirdi; bulut gökyüzünün ortasına varınca etrafa yayıldı.


Canımı kudretiyle elinde tutan Allah'a yemin ederim, bulutlar gökyüzünü dağlar gibi kaplamadıkça Resulullah ellerini indirmedi, ve yağmur başlamadan kendisi de minberden inmedi. Hz. Peygamber minberden inerken, sakalına doğru yağmur tanelerinin yuvarlandığını gördüm.(1)

Evleri mescide yakın olan gençler bile evlerine nasıl döneceklerini düşünmeye başladılar.

Mescidden çıktık, suya bata çıka evlerimize vardık.

O gün, ertesi gün, daha ertesi gün, ta öteki Cumaya kadar durmadan yağmur yağdı.

O Cuma günü Resul-i Ekrem yine ayakta konuşurken, minberin karşısındaki kapıdan bir adam içeri girdi ve ''Ey Allah'ın elçisi'' diye söze başladı.''Binalar yıkıldı, yollar geçilmez oldu, hayvanlar suda boğulmaya başladı. Ne olur, bizim için Allah'a dua et de su sağanağı durdursun!''

Resul-i Ekrem, insanoğlunun bu kadar çabuk utanmasına tebessüm etti, sonra ellerini kaldırdı:

''Allahım! Üzerimize değil etrafımıza yağdır! Dağlara, tepelere, vadilere, ormanlara'' diye dua etti.

Allah'ın Elçisi bu sözleri söylerken, eliyle hangi taraftaki buluta işaret ettiyse orası açıldı; bulutlar sağa sola doğru parçalanıp dağıldı, ve kumaş dürülür gibi Medine'nin üstünden dürülüp kayboldu. Mescidden çıkıp güneşe yürüdük. Kanat vadisi bir ay boyunca akıp durdu. Medine'ye hangi yönden kim geldiyse, bol bol yağmur yağdığını söyledi.

6 /
RABBİNİZİ GÖRECEKSİNİZ

Cerir ibni Abdullah radıyallahu anh anlatıyor:

Bir gece Resul-i Ekrem sallalhahu aleyhi ve sellem ile birlikte oturuyorduk.

Dolunaya bakarak şunları söyledi:

''Şu dolunayı birbirinizi itip kakmadan rahatça nasıl görüyorsanız, Rabbinizi de öyle rahatça göreceksiniz. Artık güneşin doğmasından ve batmasından önceki bütün namazları kılabilmek için elinizden gelen çabayı gösteriniz.''

Ardından şu ayeti okudu:

''Güneşin doğmasından önce de, batmasından önce de, Rabbinin yüceliğini öve öve an! Gecenin bazı saatlerinde, ve gündüzün belli vakitlerinde ibadet et. Böylece Onun rızasını kazanmış olursun.'' (Taha 20/130)

7 /
ÇOCUKLARI, KADINLARI ÖLDÜRMEYİNİZ!

Esved ibni Seri' radıyallahu anh anlatıyor:

Bir defasında Resul-i Ekrem sallalahu aleyhi ve sellem ile savaşa gitmiş, ganimet olarak bir miktar deve elde etmiştim.

Savaşçılar o gün, çocuklara, kadınlara varıcaya kadar bir hayli insanı öldürmüşlerdi.

Hz. Peygamber bunu duyunca, ''İnsanlara ne oluyor da, kadınlara ve çocuklara varıncaya kadar öldürmekte aşırı gidiyorlar?'' buyurdu.

Orada bulunan biri, ''Ama Ey Allah'ın Elçisi! Öldürülen çocuklar, Allah'tan başkasını tanrı yerine koyanların çocuklarıdır'' dedi.

Bunun üzerine Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:

''Bakınız, sizin en hayırlınız da Allah'tan başkasını tanrı yerine koyanların çocuklarıdır.(1) Çocukları ve kadınları kesinlikle öldürmeyiniz. Çocukları ve kadınları kesinlikle öldürmeyiniz.''

Sonra sözüne şöyle devam etti:

''Her insan İslamiyeti kabul edecek yetenekte yaratılır; Konuşup derdini anlatmaya başlayıncaya kadar böyledir. Daha sonra ana ve babaları onları Yahudi veya Hristiyan yapar.''
..........
Ahmed b. Hanbel, Müsned,III, 435, IV, 24; Darimi, Siyer25; Elbani, Silsiletü'lehadisi's-sahiha, I,1759, nr. 402
(1)Resul-i Ekrem, ileri gelen Sahabelerin ana ve babaların da putperest olduğuna işaret etmektedir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.grupmedineesintisi.com.tr.tc
 
PEYGAMBERİMİZDEN 101 HATIRA-17 ...
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
grup medine esintisi :: DİN VE AHLAK DÜNYASI :: İslamda Kadın Ve Aile-
Buraya geçin: